19 Mart 2010 Cuma

RÜZGARIN HZ. SÜLEYMAN'IN EMRİNE VERİLMESİ



Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz herşeyi bilenleriz.
(Enbiya Suresi, 81)






Allah, rüzgarı, Hz. Süleyman'ın emrine vermiş ve çeşitli işlerinde bir araç olarak kullanmasına imkan sağlamıştır. Bu ifadeyle Hz. Süleyman döneminde ve aynı şekilde ahir zamanda rüzgar enerjisinin, teknolojide kullanılacağına işaret ediliyor olabilir.
Hz. Süleyman'ın emrine "fırtına biçimindeki rüzgarın" verildiğinin belirtilmesiyle, ahir zamanda gelişecek yüksek uçak teknolojisine de dikkat çekiliyor olabilir.
Günümüzde rüzgar türbinleri pek çok ülkenin elektrik gereksinimini karşılamada çok yoğun olarak kullanılmaktadır. Rüzgar türbinleri 21. yüzyılın en önemli enerji kaynağı durumuna gelmiş ve yakıtla çalışan jeneratörlere ucuz ve verimli bir alternatif oluşturmuştur.



Ki O, elçilerini hidayetle ve hak din ile, diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi. Şahid olarak Allah yeter.
(Fetih Suresi, 28)




Uçakların kanatları, basınç farkı oluşturup taşıma meydana getirecek şekilde tasarlanmıştır. Uçuş, kanatların etrafında hareket eden havanın oluşturduğu taşıma sayesinde gerçekleşir. Uçağın ağırlığına eşit bir taşıma kuvveti yakalandığında, tekerlekler yerden kesilir ve uçak havalanır. Bu taşıma kuvveti şu şekilde ortaya çıkar:
Hava normal koşullarda dalgalar halinde, yumuşak bir akıma sahiptir. Fakat kanadın hareketiyle birlikte havanın akışı da değişir. Hava bölünür ve kanadın çevresinden geçer. Kanadın üst kısmı kambur şeklinde bir profile sahiptir. Birtakım fiziksel kanunlar nedeniyle kanadın üstünden geçen hava hızlanır ve kanadın üstündeki hava, kanadın altındaki havadan daha az basınç uygular. Diğer bir deyişle alttaki hava kanadı daha fazla yukarı kaldırırken üstündeki hava daha az aşağı iter. Bu basınç farklılıkları uçağın alttan yukarı doğru itilmesine ve yukarıya doğru çekilmesine yol açar. Bu durumda uçak yer çekimini yener ve havada kalmasını sağlayan taşıma kuvveti de oluşmuş olur. Ve uçak havalanır.
Uçak havaya karşı hareket halindeyken oluşan kuvvete aerodinamik kuvvet denir. Uçağın ağırlğı, yani yer çekimi kuvveti, bir kütle kuvvetidir. Aerodinamik kuvvet ise uçağın etrafındaki hava ile temas halinde bulunduğu yüzeylerde oluşur. Bu kuvvetin yüzeye dik olan bileşenine "basınç", yüzeye teğet olan bileşenine ise "sürtünme kuvveti" denir. Toplam aerodinamik kuvvetin, uçağın hareket yönüne dik ve yukarı doğru olan bileşenine "taşıma", uçağın hareketi yönüne paralel ve geriye doğru olan bileşenine "sürüklenme", bu ikisine dik ve yana doğru olan bileşenine ise "yan kuvvet" denir. Uçağın, düşey düzlemdeki yatay uçuşunda taşıma kuvveti, yer çekimi kuvvetine zıt yönde etki etmektedir. Bu iki kuvvet eşit oldugunda, uçak havada sabit şekilde uçabilir.



Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe)
olan rüzgara (boyun eğdirdik)…
(Sebe Suresi, 12)
Ayette yer alan "… sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik)…" ifadesi ile Hz. Süleyman'ın çeşitli bölgeler arasında hızlı bir şekilde hareket ettiğine dikkat çekiliyor olabilir.
Hz. Süleyman, kendi döneminde, günümüzdeki uçak teknolojisine benzer bir teknolojiyi kullanıp, rüzgarla hareket eden vasıtalar meydana getirmiş ve bunlar aracılığıyla birbirine uzak mesafeleri kısa sürede almış olabilir. Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder